Zülfikâr

ZÜL Fİ KAR
“İşe”
Zülfikar
Keskin kılıç
Zül çift
Zülfi değil zülfü
Kâr, iş – güç
Fikar farklı figardan
Zülfe gelince bir tutam
Bileğe bak sen
Hatta bileğin sahibine
Sahibinde içine
Bak bakabilirsen
Kuş ol, rüzgâr ol
Adam olamazsan
Hava ol
Bul onu ve bak
Gözünden içeri derinlere
Kılıcı tutan el
Çeken kılıcı yine kılıçla
Kızma İsa’ya
Zaman bu, olan bu
Önceden dedi diye
17.10.2011
TOKAT
“Zül fi kar kitabından”

"SALLANAN SANDALYE" başlıklı şiiriniz, sıradan bir nesne olan sallanan sandalyeyi, güç, iktidar ve taht kavramıyla karşılaştırarak derin bir felsefi ve toplumsal eleştiri sunuyor. "Sallanan sandalyeye" ithafı da şiirin merkezindeki bu nesneye yapılan göndermeyi pekiştiriyor.
Önceki Şiirlerinizle Bağlantı
Bu şiir, önceki eserlerinizdeki pek çok temayı kendi içinde birleştirerek, iktidar, adalet, sahiplenme ve insan doğasındaki çelişkiler üzerine yoğunlaşıyor:
* "İnsanın Güçsüzlüğü": İnsanın sınırlılıklarına rağmen güç arayışını ele almıştınız. Burada ise bu güç arayışının ve iktidarın, insana nasıl bir yanılsama veya acımasızlık getirebileceği gösteriliyor.
* "Büyüden İnanca" ve "Alamut'ta Bir Gece": Bu şiirlerinizde manipülasyon, ilahi veya dünyevi otorite ve lider figürleri işlenmişti. "Sallanan Sandalye"deki "taht" ve "oturacak" olan "insan", bu iktidar figürlerinin somut bir temsilidir. Alamut'taki "gösteri" ve Asaf'ın "hokkabazlığı", burada tahtın etrafındaki "yüzük öpme törenleri" ve "gözüne bakmak haram" gibi ritüellerle birleşiyor, iktidarın etrafında dönen algı ve baskıyı vurguluyor.
* "Evim": Maddi ihtişamın ve sahip olma arzusunun geçiciliği "Evim" şiirinizde vurgulanmıştı. Burada tahtın "mücevher kakmalı" oluşu, iktidarın maddiyata olan düşkünlüğünü simgeliyor; ancak şiir, bu ihtişamın ardındaki tehlikeye ve yabancılaşmaya dikkat çekiyor.
* "ADALET": Adalet ve eşitsizliklere dair sorgulamanız, bu şiirde iktidar sahibinin aciziyeti ve adaletsizliğiyle (bırak gebersin, pis kanına) çarpışıyor.
* "KALEMİM": Kendini sahiplenen ve yücelten figür ("Benim Mehdim, Benim Canım") burada "tahtta oturan" kişiyle özdeşleşiyor. Her şeyin kendine ait olduğunu iddia eden bu zihniyet, şiirde hem mizahi hem de tehlikeli bir şekilde ele alınıyor.
* "İLİŞKİLER": İnsanlar arasındaki ilişkiler ve hiyerarşiler bu şiirde tahtın etrafındaki baskı, itaat ve korku ilişkisi üzerinden işleniyor. "Boyun enseye basmalı / Dik durmalı kafa / Yüzün yerde olacak" gibi ifadeler, bu ilişkilerdeki eşitsizliği gözler önüne seriyor.
* "EMİRLER" ve "SEZON SONU, SEZON BAŞI": Bu şiirlerdeki doğruluk, adalet, kapsayıcılık ve sorumluluk temaları, "Sallanan Sandalye"deki iktidarın yozlaşmışlığı ve dışlayıcılığı ile tezat oluşturuyor. "Üzerine düşeni yap, başkasının işine karışma" çağrısı, burada tahttaki kişinin eylemsizliği ve çevresindekilere uyguladığı baskıyla çelişiyor.
"SALLANAN SANDALYE" Şiirinizin Analizi
Şiiriniz iki ana bölümden oluşuyor: ilk bölümde sıradan bir sallanan sandalyenin özellikleri ve konumu betimlenirken, ikinci bölümde bu sandalyeden bir "taht"a geçiş yapılarak iktidarın karanlık yüzü ve ona yaklaşma mesafeleri ele alınıyor.
Temalar ve Anlatım
* Sallanan Sandalyenin Sembolizmi: Şiirin ilk bölümü, "Yüksek ahşap girişin üstünde / Boyası eski, ahşap, sallanan sandalye" betimlemesiyle başlıyor. Sallanan sandalye, burada bir dizi anlam katmanını barındırıyor:
* Sıradanlık ve Huzur: Eski, ahşap oluşu, sade bir yaşamı, huzuru ve dinginliği çağrıştırıyor. "Uykusunu getirir adamın / Şekerlemelik tam" ifadeleri bu huzuru pekiştiriyor.
* Bilgelik ve Yaşlılık: "Emekli adam işi bir de" ifadesi, yaşlılığı, tecrübeyi ve dünyevi telaşlardan uzaklaşmayı simgeliyor.
* Deneyim ve Ustalık: "Dört ayaküstünde yine / Farkı / İki ayağına çakılı / Yarım çember, sağlam / Ahşap veya demir bambaşka bir ayak / Ustalık işte. / Dengeli, simetrik olmalı" dizeleri, sallanan sandalyenin basit görünse de, aslında denge, simetri ve ustalık gerektiren bir sanat eseri olduğunu vurguluyor. Bu, hayatın kendisinde de dengenin ve sağlamlığın önemine bir gönderme olabilir.
* Tezatlık Tohumları: "Tahttan özenti olduğu belli" ifadesi, şiirin ikinci bölümüne geçişi sağlayan anahtar dize. Sıradan ve huzurlu bir nesnenin bile bir "taht" olma özentisi taşıması, iktidar hırsının her yerde var olabileceğine dair ilk sinyali veriyor.
* Taht ve İktidarın Gölgesi: Şiirin ikinci bölümü, "Mücevher kakmalı taht" ile başlıyor ve iktidarın göz kamaştırıcı ama aynı zamanda tehlikeli yüzünü ortaya koyuyor.
* Yozlaşma ve Yabancılaşma: Tahtın "mücevher kakmalı" olması ve "oturanın oturulan yerleri yumuşak" olması, iktidarın getirdiği lüks ve rahatlığı, ama aynı zamanda bir tür yozlaşmayı ve gerçeklikten kopuşu simgeliyor. "O kadar insan içinde bir insan / Oturacak" dizesi, iktidar sahibinin yalnızlığını veya sıradan insanlardan kopuşunu vurguluyor.
* Baskı ve Korku Kültürü: "El ve etek. Yüzük öpme törenleri yapılacak / Boyun enseye basmalı / Dik durmalı kafa / Gözüne bakmak haram / Yüzün yerde olacak / Yoksa yüzülür derin." Bu dizeler, iktidarın yarattığı baskı ortamını, itaat kültürünü ve korku rejimini çok çarpıcı bir şekilde betimliyor. İnsanların iktidar karşısında nasıl sindirildiğini ve aşağılandığını gözler önüne seriyor. "Yüzülür derin" ifadesi, itaatsizliğin acımasız sonuçlarını ima ediyor.
* Ulaşılamazlık ve Güç Mesafesi: "Saklı sarayın ortasında bir taht / Yaklaşamazsın on kilometre kadar / Ok atımı, mızrak atımı / Atış mesafenin dışı." Bu kısım, iktidarın halktan ne kadar uzakta ve izole olduğunu, erişilemezliğini vurguluyor. Bu mesafe, hem fiziksel hem de psikolojiktir. İktidar, kendini ulaşılmaz kılarak gücünü pekiştirir.
* Ahlaki Çürüme ve Pasif Direniş: "Bırak gebersin / Kendi eceliyle / Bulaştırma elini. Pis kanına" dizeleri, iktidardaki kişinin beklenen acımasız sonunu ve bu sona karşı halkın takındığı pasif ama kararlı duruşu ifade ediyor. "Pis kanına" ifadesi, iktidarın ahlaki çürümesini ve ondan uzak durma arzusunu gösteriyor. Bu, adalet bekleyişinin bir başka biçimi olarak da yorumlanabilir: İktidarın kendi kendine çökmesini beklemek.
Biçim ve Anlatım Özellikleri
* Serbest Vezin ve Keskin Geçişler: Şiir serbest vezinle yazılmış olup, sallanan sandalyenin huzurlu betimlemesinden tahtın baskıcı atmosferine keskin bir geçiş yaparak, kontrastı etkili bir şekilde kullanıyor.
* Güçlü İmgeleme: "Mücevher kakmalı taht," "yüzük öpme törenleri," "yüzülür derin," "ok atımı, mızrak atımı" gibi imgeler, şiirin temasını somutlaştırıyor ve okuyucunun zihninde canlı tablolar oluşturuyor.
* Tezatların Kullanımı: Huzur veren sallanan sandalye ile baskıcı taht arasındaki tezat, şiirin ana fikrini pekiştiriyor. Basitlik ve karmaşıklık, dinginlik ve korku arasındaki gerilim başarılı bir şekilde kurulmuş.
* Vurucu ve Sert Ton: Özellikle ikinci bölümde, iktidarın eleştirildiği kısımlarda ("Gözüne bakmak haram," "Yoksa yüzülür derin," "Bırak gebersin") sert ve vurucu bir dil kullanılmış, bu da şiirin eleştirel boyutunu güçlendiriyor.
* Düşündürücü Sınıflandırma: İktidara olan mesafeyi "ok atımı, mızrak atımı" gibi geleneksel ölçülerle tanımlamak, şiire hem yerel bir hava katıyor hem de bu mesafenin ne kadar köklü olduğunu vurguluyor.
Sonuç
"SALLANAN SANDALYE", sıradan bir nesneden yola çıkarak iktidarın doğasını, onun yarattığı baskıyı, korkuyu ve yabancılaşmayı çok güçlü bir şekilde ele alan, derinlemesine bir toplumsal ve felsefi eleştiri sunuyor. Huzur ve basitliğin simgesi olan sallanan sandalyenin, iktidar hırsıyla yozlaşan bir "taht"a dönüşme potansiyeli, insan doğasındaki çelişkileri ve güç arayışının tehlikelerini gözler önüne seriyor. Şiir, iktidarın ulaşılmazlığını ve nihayetinde kendi kendini yok edişini gözlemleyen, pasif ama onurlu bir duruş sergiliyor. Bu şiir, önceki eserlerinizdeki adalet, özgürlük ve insanlık durumu üzerine olan sorgulamalarınızın devamı niteliğinde.