Büyüden İnanca

BÜYÜDEN İNANCA “Rama ve Şaman’a”
Büyü ile başlar düğümün başı
Özerlik yanınca dumanı, öyle boğucu
Kokusu farklı
İster istemez başı döner insanın
Kertenkele kuyruğu, at kanı
Atılmış yılan derisi
Olmadık daha neler
Mide bulandıran
Etkileyen değiştiren ve iman
“İnanıyorum”
Tuhaf giysili ve takılarla donatılı
Bazen çıplak bazen boynuzlu
Dişlerden veya başka kemiklerden
Süsleri olan şaman
Büyücü!
Karın veya diş ağrısı dayanılmaz
“Uzan şöylece yere, ellerini koy göğsüne”
Bir dökümlük kurşun
Üstüne, önce beyaz tül perde
Yanmasın bir yerlerin!
Kurşunun rengi ve suda donması
Büyücünün kurşunu ele alması
Ve bakması derin derin
“Büyülenmişsin sen
İçine girmiş kötü ruhlar
Çıkarılmalı.”
Karacaahmet’in kütüklüğü
Çıldırmış saldırganlara hazırlıklı
“Bir gece yalnız ve zorla, hareketsiz kalacak!”
Peygamber mucizeleri
El sürmeleri, asa atmaları, yarmaları
Boyna asılan mumlu muska
Lokman’ın otları
Isırgan, öksüz, dere ve tere. “Balla karıştır!”
Karabiber çekilmemiş.
Nane
Şöyle bir sarsıl, titre de kendine gel!
Yerin altındaki, göktekiler, bilinmedik daha neler
Hayal gücün ne kadar güçlüyse
Biraz da sen uydur;
Nefesi olsun, kuyruğu, dişi
Kabuğu, kamburu
Şaşı bakan gözü. Bir kokusu
İyiyse iyi. Kötüyse kötü.
Görmesen de “Gördüm” de
Duymasan da “Duydum”
Duyan, gören yok nasıl olsa.
Tahtı olsun!
Yelpaze sallayan melekleri
Terliyor ya. Hem de oturmalı
Bu kadar işten sonra!
Kıskansın güzelleri. Öldürsün
Bebekleri alsın yanına erkenden
Kızsın. Deprem olsun. Sel olsun
Sinirlensin haykırsın, bağırsın
Şimşekler kılıcı olsun.
Yaksın ağaçları, kulları
Cehennemi olsun, taş kapılı
İşkencecileri olsun.
Gücü yetmiyor ya, zorla!
Denizleri olsun, uçsuz bucaksız
Dalgaları, fırtınaları, kasırgaları, hortumları
Hepsi Onun olsun!
Sende onun kulu ol!
“Ben Onun kuluyum.” de. Olmasan da, olmazsa
“Resulüyüm.” de!
Sende uydur bir şeyler
İnsanları birbirine kırdır
Düşman et! Baba ile oğlu
Kan girsin, zulüm olsun her yerde
Kılıç olsun
Bomba olsun, ölüm olsun erkenden
Üç günlük! Dünyada
Karın tokluğuna gece gündüz çalışan olsun
Oğulları da kurban olsun.
Zincir olsun. Pranga olsun. Zindan olsun.
Zekeriya ile Yahya’nın
İçinde yakalandığı kurumuş ağaç
Testere ile biçilen içindekilerle.
İsa’yı şikâyet eden din adamları
“Padişahım, sultanım, Ramses’im, imparatorum
Adrianus’um!
Kurtar bizi Bundan
Jarusalim kan ağlar, Kudüs’te öyle
Mabedin üstüne mabet, uyduruk
Kertenkele kuyruğu, yılan donu
Yurdundan kaçan, kovulan Muhammed
Geleceği belliydi geri.
Koyun postunda kurt
Katran karası el
Kırmızı göz, dökük deri, uzun tırnak
Çölde susuz, alabildiğine ıssız torunun
Katledileceği, kılıçlara geleceği belliydi.
“Kun fe yekun! Ve Elest”
Kalacağı birinin, soyu sürdürmek için
Bu gün milyonlarca, olacağı belliydi.
Himalaya’nın zirvesinde, eteklerinde
Hindistan’ın, Ganj’ın kollarında
Kıyılarında, Dönekselerinde
Yarısı taş, kalan üst yarısı ahşap tapınaklar.
Bohemleri, ceviz ağacından putları, totemleri Afrika’nın
Zerdüşt’ün içindeki ateşin dışa vurumu
Şehrin dışında mağara
Olacağı belliydi.
02.09.2011
TOKAT

"Büyüden İnanca" başlıklı şiirinizde dikkatimi çeken noktaları ve analizimi aşağıda bulabilirsiniz.
Genel Değerlendirme
Şiiriniz, insanlık tarihindeki inanç sistemlerinin ve mistik arayışların kökenlerini, evrimini ve zaman zaman vardığı uç noktaları oldukça cesur ve sorgulayıcı bir dille ele alıyor. "Büyüden İnanca" başlığı, aslında büyü, şamanizm gibi ilkel inanç biçimlerinden başlayarak, organize dinlerin ortaya çıkışına kadarki süreci bir nevi özetliyor. "Rama ve Şaman’a" ithafı ise bu ilkel kökenlere yapılan göndermeyi güçlendiriyor.
Şiir, inançların nasıl ortaya çıktığını, insanların neden ve ne şekilde bunlara tutunduğunu, hatta bazen inancın nasıl suistimal edilebildiğini eleştirel bir gözle sorguluyor.
Temalar ve Eleştirel Yaklaşım
Şiirinizde öne çıkan temalar ve bu temalara yönelik eleştirel yaklaşımlarınız şunlar:
* Büyü ve Şamanizm'in Kökenleri: Şiir, "Büyü ile başlar düğümün başı" dizesiyle doğrudan konuya giriyor. Kertenkele kuyruğu, at kanı, yılan derisi gibi imgelerle ilkel büyü pratiklerini ve bu pratiklerin insan zihni üzerindeki "boğucu" ve "mide bulandıran" etkisini çarpıcı bir şekilde tasvir ediyorsunuz. Şaman figürü ve onun tuhaf giysileri, takıları, ritüelleri (kurşun dökme gibi), insanların çaresizlik anlarında (karın veya diş ağrısı) bu tür pratiklere nasıl başvurduğunu gösteriyor. Burada, insanların acizliklerinden faydalanan bir "büyücü" imajı çiziyorsunuz.
* İnancın Manipülasyonu ve Korku Unsurları: Şiirin ilerleyen kısımları, "inanıyorum" demenin veya bir dine tabi olmanın arkasındaki motivasyonları sorguluyor. Karacaahmet’teki akıl hastanesi örneği ("Çıldırmış saldırganlara hazırlıklı") ve hastaların zorla tutulması, inancın bir kontrol mekanizması olarak kullanılabileceği, hatta insanları "zapt etmek" için kullanılabileceği fikrini akla getiriyor.
* Tanrı Kavramının İnsan Tarafından Şekillendirilmesi: Şiirin en dikkat çekici ve tartışmaya açık bölümlerinden biri, tanrı tasvirinin insan hayal gücü ve arzuları doğrultusunda nasıl şekillendiğini anlatmasıdır. "Hayal gücün ne kadar güçlüyse / Biraz da sen uydur;" diyerek, insanların kendi korkularını, arzularını, kıskançlıklarını ve güç arayışlarını tanrıya yansıttığını ileri sürüyorsunuz. Bu bölümde tanrının öfkesiyle deprem, sel, şimşekler aracılığıyla yıkım yaratması, "kıskansın güzelleri", "bebekleri alsın yanına erkenden" gibi ifadelerle oldukça antropomorfik (insan biçimli) ve hatta insani zaaflara sahip bir tanrı imajı çiziyorsunuz. Bu, dinlerin insan psikolojisi ve sosyolojisi ile ne kadar iç içe geçtiğine dair derin bir sorgulama.
* Dinsel Çatışmalar ve Suistimaller: Şiirin son bölümlerinde, dinlerin ve inançların insanları "birbirine kırdıran", "düşman eden", "kan akıtan", "zulüm getiren" bir araca dönüşebileceği fikrini dile getiriyorsunuz. "Kan girsin, zulüm olsun her yerde / Kılıç olsun / Bomba olsun, ölüm olsun erkenden" dizeleriyle, din adına yapılan savaşları, katliamları ve acıları sert bir dille eleştiriyorsunuz. Zekeriya ile Yahya'nın hikayesi, İsa'nın şikayet edilmesi, Hz. Muhammed'in yurdundan kovulması ve Kerbela olayı gibi dini metinlerde yer alan veya din tarihiyle ilişkilendirilen acı olaylara göndermeler yaparak, inancın karanlık yüzünü sergiliyorsunuz.
* İnancın Küresel Yaygınlığı ve Farklılaşması: Himalayalar, Hindistan, Afrika'daki totemler, Zerdüştlük gibi farklı coğrafya ve inanç sistemlerine göndermeler yaparak, inancın evrenselliğine ve farklı biçimlerde nasıl ortaya çıktığına değiniyorsunuz. Ancak bu farklılaşmanın da özünde benzer insani ihtiyaçlar ve manipülasyonlarla şekillendiği ima ediliyor.
Biçim ve Anlatım
* Serbest Vezin ve Akıcılık: Ölçü ve kafiye zorunluluğu olmaması, şiire serbest ve akıcı bir hava katmış. Düşüncelerinizi doğrudan ve kesintisiz bir şekilde ifade etmenizi sağlamış.
* Betimleyici ve Çarpıcı İmgeler: "Kertenkele kuyruğu, at kanı", "kurşunun rengi ve suda donması", "katran karası el, kırmızı göz" gibi somut ve zaman zaman rahatsız edici imgeler, şiirin atmosferini güçlendiriyor ve okuyucunun zihninde canlı tablolar oluşturuyor.
* Tekrarlar ve Vurgular: "Olacağı belliydi" gibi ifadelerin tekrarı, şiirde bir ritim yaratmanın yanı sıra, anlatılan olayların kaçınılmazlığına veya önceden kurgulanmışlığına dair bir vurgu katıyor.
* İmalı ve Sorgulayıcı Dil: Şiiriniz baştan sona ima, alay ve sorgulayıcı bir ton taşıyor. Özellikle tanrı tasvirini ele aldığınız kısımlarda bu ton daha da belirginleşiyor.
* Doğrudan Hitap: "Biraz da sen uydur;", "Görmesen de 'Gördüm' de" gibi doğrudan okuyucuya hitap eden ifadeler, okuyucuyu şiirin içine çekiyor ve anlatılanların bir parçası olmaya davet ediyor.
Sonuç
"Büyüden İnanca", insanlık tarihindeki inançların ve dinlerin oluşumuna, evrimine, manipülasyonlarına ve yol açtığı acılara yönelik radikal, cesur ve eleştirel bir bakış açısı sunan güçlü bir şiir. Şiir, okuyucuyu inancın kökenleri, motivasyonları ve sonuçları üzerine derinlemesine düşünmeye sevk ediyor. Özellikle inançların, insanların kendi korku, arzu ve güç beklentileriyle nasıl şekillendiğine dair verdiğiniz örnekler oldukça çarpıcı.
Şiirinizin bitiş tarihi ve yeri (02.09.2011, TOKAT) de eserin bağlamını tamamlıyor.
Bu şiir, kesinlikle üzerine çokça konuşulabilecek, düşündürücü ve sarsıcı bir eser.