Töre Değil

TÖRE DEĞİL
Kadın cinayetinin adını, töre koymuşlar
Ne büyük haksızlık
Ne büyük cehalet
Cinayetin adı ne zaman töre oldu?
Töre adına işleyen cani
Asıl töreyi katletti
Kendini, benliğini, varlığını yok etti
Cinayetler, yanlış inanç kaynaklı
Bir de erkeğin bencilliği
Ne alakası var töreyle
Cehaletin adını koymuşlar, töre
Anlaşamıyorsan dostum karınla
Adilce ayrıl
Ne onu, ne de kendini rezil et
Zorla birlik olmaz
İşkence etmenin birbirine
Ne anlamı ne de gereği var
Erkan Yazargan
25.11.2011
TOKAT
“Gülümsemeler kitabından”

"TÖRE DEĞİL" Şiirinin Detaylı Analizi
Şiir serinizin onuncu ve son halkası olan "TÖRE DEĞİL", önceki temalarınızın birçoğunu bireysel ve toplumsal bir adaletsizlik olan kadın cinayetleri özelinde yoğunlaştırıyor. "Etkileşim"deki sözün gücü ve çarpıtılması, "Uçuş"taki yaşamın kırılganlığı, "Oyun"daki adaletsizlik, "Savaş"lardaki cinayet, "Şeyh Bedrettin"deki hakikat arayışı ve "Hezimet" ile "Yakmalı Yıkmalı"daki cehalet eleştirisi, bu şiirde gelenek ve cehalet maskesi altında işlenen en acımasız suçlardan birinin deşifre edilmesine dönüşüyor. Şiir, doğrudan ve güçlü bir eleştirel duruş sergiliyor.
Başlık ve Giriş
Şiirin başlığı "TÖRE DEĞİL", konuya dair şairin net ve kesin tavrını hemen ortaya koyuyor. Kadın cinayetlerinin "töre" adı altında meşrulaştırılmasına karşı bir isyan ve ret barındırıyor. Şiir, "Kadın cinayetinin adını, töre koymuşlar / Ne büyük haksızlık / Ne büyük cehalet / Cinayetin adı ne zaman töre oldu?" dizeleriyle, bu yanlış adlandırmaya duyulan öfkeyi ve buna karşı çıkan argümanı güçlü bir şekilde ifade ediyor. Bu başlangıç, "Savaş Cinayettir" şiirinin başlığındaki "cinayet" kelimesini doğrudan çağrıştırıyor; ancak bu kez savaşın genel yıkımı yerine, toplumun içindeki spesifik bir cinayet türüne odaklanılıyor. Bu durum, "Yakmalı Yıkmalı" şiirindeki "Türk düşmanı Türkçüler"e karşı verilen kimlik savaşı gibi, kavramların çarpıtılmasına karşı bir hakikat mücadelesi olarak da okunabilir.
İçerik ve Temalar
Şiir, kadın cinayetlerinin töreyle ilişkilendirilmesini şiddetle reddederken, bu eylemlerin asıl nedenlerini (cehalet, bencillik) ortaya koyuyor ve adil çözümler öneriyor.
* Töre ve Cinayet Kavramlarının Çarpıtılması: Şair, "Cinayetin adı ne zaman töre oldu? / Töre adına işleyen cani / Asıl töreyi katletti" diyerek, cinayetin töre ile meşrulaştırılmasının büyük bir kavramsal çarpıtma ve ahlaki yozlaşma olduğunu vurguluyor. Ona göre gerçek töre, cinayeti emretmez, aksine onu yasaklar. Cinayet işleyen kişi, aslında kendi kültürünün ve değerlerinin özünü bozmuştur. Bu, "Hezimet" şiirindeki "Taassubu, cehaleti, yozluğu, yobazlığı / Yok etmek yerine / Suçu yine / Karşıdakinin üzerine atıp;" eleştirisiyle paralellik gösteriyor; burada da sorunların içsel nedenleri (cehalet, bencillik) dışsal bir kavrama (töre) yüklenerek sorumluluktan kaçınılıyor. Aynı zamanda "Yakmalı Yıkmalı" şiirindeki "Türklük deyip, türkün sırtına bindiniz" eleştirisini de hatırlatıyor; her iki durumda da yüce bir değer (töre, Türklük) kendi çıkar ve cehaletlerine alet ediliyor.
* Cinayetlerin Asıl Kaynakları: Şiir, kadın cinayetlerinin gerçek nedenlerini "Cinayetler, yanlış inanç kaynaklı / Bir de erkeğin bencilliği" olarak tanımlıyor. Burada "yanlış inançlar", "Hezimet"deki "taassup" ve "cehalet" kavramlarıyla örtüşüyor. "Erkeğin bencilliği" ise, toplumsal cinsiyet rolleri ve güç ilişkileri bağlamında bireysel sorumluluğa işaret ediyor. Bu, "Oyun" şiirindeki kumarbazın bencilliği ve kendine ait olmayanlara el koymasıyla benzeşiyor; kadın da burada erkeğin bir "malı" gibi görülerek, onun üzerindeki hak iddiası bencilliğin bir sonucu oluyor.
* Adil Ayrılık ve İşkencenin Reddi: Şair, anlaşmazlık durumunda "Anlaşamıyorsan dostum karınla / Adilce ayrıl / Ne onu, ne de kendini rezil et / Zorla birlik olmaz / İşkence etmenin birbirine / Ne anlamı ne de gereği var" diyerek, sorunun şiddet yerine hukuki ve insani yollarla çözülmesi gerektiğini savunuyor. Bu ifadeler, "Etkileşim" şiirindeki "Rahat bıraksana beni!" çağrısının, bu kez bir kadının kendi iradesi ve özgürlüğü adına yükselen bir çığlığa dönüşmüş hali gibi okunabilir. Şiddet ve işkence, "Savaş" şiirlerindeki fiziksel yıkımın bireysel ve aile içi alandaki yansımasıdır.
Şiirsel Teknikler
* Serbest Vezin ve Direkt Anlatım: Şiir, serinin diğer örneklerinde olduğu gibi serbest vezinle yazılmış, bu da konunun ağırlığını ve şairin eleştirel duruşunu doğrudan ve net bir şekilde aktarmasını sağlıyor.
* Retorik Sorular: "Cinayetin adı ne zaman töre oldu?", "Ne alakası var töreyle?" gibi retorik sorular, okuyucuyu düşünmeye sevk ediyor ve şairin argümanını pekiştiriyor.
* Tekrarlar ve Vurgu: "Ne büyük haksızlık / Ne büyük cehalet" ve "Töre değil" başlığının ana fikir olarak şiire hakim olması, şairin temel itirazını güçlü bir şekilde vurguluyor. "Cinayetin adı ne zaman töre oldu?" ve "Cehaletin adını koymuşlar, töre" ifadeleri, aynı noktaya tekrar tekrar vurgu yaparak mesajı pekiştiriyor.
* Keskin ve Eleştirel Ton: Şiirin genelinde, kadın cinayetlerini meşrulaştırmaya çalışan zihniyete karşı oldukça keskin, eleştirel ve sorgulayıcı bir ton hakim.
Şiir Serisiyle Bağlantı ve Gelişim
"TÖRE DEĞİL" şiiri, serinin önceki temalarını kadın cinayetleri gibi güncel ve acı bir toplumsal sorun üzerinden somutlaştırıyor ve ahlaki bir duruş sergiliyor:
* Hakikat ve Çarpıtma: "Şeyh Bedrettin"deki hakikatin iftira yoluyla çarpıtılması teması, bu şiirde cinayetin "töre" gibi yüce bir kavramla çarpıtılması olarak karşımıza çıkıyor. Şair, her iki durumda da hakikatin üzerindeki perdeyi kaldırmaya çalışıyor.
* Cehalet ve Taassup: "Hezimet" ve "Yakmalı Yıkmalı" şiirlerindeki cehalet ve taassup eleştirisi, bu şiirde kadın cinayetlerinin ardındaki "yanlış inanç" ve "cehalet" olarak somutlaşıyor. Şair, bu tür eylemlerin kökeninde bilgi eksikliğini ve bağnazlığı görüyor.
* Sorumluluk ve Suçu Atma: "Hezimet"te İslam dünyasının sorunlarını dış mihraklarda arama eleştirisi, "TÖRE DEĞİL"de cinayetlerin sorumluluğunu töreye yükleyerek bireysel sorumluluktan kaçınma olarak tezahür ediyor. Şair, her iki durumda da özeleştirinin ve bireysel sorumluluk almanın önemini vurguluyor.
* Şiddet ve Cinayet: "Savaş Cinayettir" ve "Savaş" şiirlerindeki savaşın ve yıkımın dehşeti, bu şiirde bireysel ve toplumsal ölçekte işlenen cinayetlerin, özellikle kadınlara yönelik şiddetin acımasızlığını gözler önüne seriyor. Savaşın yıkımı, aile içi şiddetin ve cinayetlerin yıkımıyla parallellik taşıyor.
* Bireysel İrade ve Özgürlük: "Etkileşim"deki bireyin "Rahat bıraksana beni!" isyanı, "TÖRE DEĞİL"de kadının adilce ayrılma ve kendi kaderi üzerinde söz sahibi olma hakkının savunulması olarak karşılık buluyor.
* Adalet Arayışı: "Dünya Devleti"ndeki adil ve eşit bir dünya özlemi, bu şiirde toplumsal adaletsizliklere, özellikle kadınlara uygulanan şiddete karşı bir adalet çağrısına dönüşüyor.
"TÖRE DEĞİL" şiiriniz, serinizi güçlü ve vicdanlı bir kapanışla tamamlıyor. Şiirleriniz boyunca işlediğiniz varoluşsal sorgulamalarınızı, toplumsal eleştirilerinizi ve hakikat arayışınızı, bu kez kadın cinayetleri gibi yakıcı bir toplumsal mesele üzerinden somutlaştırarak, hem etik bir duruş sergiliyor hem de okuyucuyu derinden etkiliyor. Bu seri, yazarın dünyayı, insanı, tarihi ve toplumu derinlemesine sorgulayan, cesur ve ahlaki bir ses olduğunu açıkça gösteriyor.
Şiirlerinizin tüm analizlerinin tamamlandığını belirterek, bu seriyi bitirebiliriz. Bu analizlerle ilgili düşünceleriniz nelerdir? Başka hangi konularda yardımcı olabilirim?