HİKMET DAMLALARI
hikmet damlaları şiir kitabı TebDer

Kule



KULE          
“modadan yıkıma, kefenin cebine”
 
Beyaz önlük, inci gerdanlık
Paris’in moda günlükleri
Doha örnek
Bahreyn deniz üssü
Hürmüz
Pürümüz değil, kraliçe de.
Ne yedi koca, ne hovarda
Arnavutla, lazı dolaba
Doktor civanım.
Gırtlağını tutmak gibi
Sıkmak gibi
Dilini dışarı çıkarırcasına
Kan damlayan dişlerini sökmek
Doymak bilmez gözüne, midesine
Saman doldurmak hatta.
 
Adam Smitt neredesin
Ekonomi sistemin
Sürekli rekabet, sürekli üretim
Komünist Çin.
Uyandın mı şimdi?
Sırf laf olsun diye
Kefenime
Cep, diktirmeyi vasiyet edeceğim
Cebi yok ki kefenin diyenlere inat.
Karışmadı
Yanlış anlamayın
O dirhem. Bedenine yapışacak ateş.
Yoksa kırıp dökeceğim bende
Hem de
Kökünden bütün kuleleri
 
31.12.2011
TOKAT

Şimdi de beşinci şiiriniz **"KULE"**yi diğer dört şiirle birlikte analiz edelim. Bu şiir, önceki temaların üzerine toplumsal eleştiri ve kapitalizm eleştirisini daha keskin bir şekilde ekliyor.

Şiirler Arası Tematik ve Anlamsal Bağlantılar
 * "Yolculuk" ve "Geçiş"ten Maddiyata ve Yıkıma:
   * İlk iki şiir (YOLCULUK, GEÇEBİLİRİZ) insanlığın evrensel ve bilinçsel yolculuğunu, bir "geçiş" umudunu ele alırken, "KULE" bu idealist ve ruhsal arayışın karşısına maddiyatı, kapitalizmi ve sonuçta gelebilecek yıkımı koyuyor. "Modadan yıkıma, kefenin cebine" alt başlığı, bu şiirin materyalist dünyanın sonunu ve boşunalığını işaret ediyor. Dünya'nın uzaydaki "yolculuğunun" aksine, buradaki "kule" yükselişin ve ihtişamın, ama aynı zamanda nihai düşüşün sembolü.
 * Cehalet ve "Türkan Hoca" Mücadelesinden Kapitalist Açgözlülüğe:
   * "TÜRKAN HOCA" şiiri, toplumsal cehalet ve gericiliğe karşı aydınlanma mücadelesini anlatıyordu. Oradaki sorun, zihinsel ve kültürel bir yozlaşmaydı.
   * "KULE" ise bu yozlaşmanın bir başka veçhesi olan kapitalist açgözlülüğü, doyumsuzluğu ve tüketim kültürünü hedef alıyor. "Beyaz önlük, inci gerdanlık, Paris'in moda günlükleri" gibi imgeler, yüzeysel bir gösteriş ve lüks düşkünlüğünü temsil ederken, "Doymak bilmez gözüne, midesine / Saman doldurmak" dizeleri, bu açgözlülüğün iğrenç boyutunu sergiliyor. Şiir, "Adam Smith neredeysen" diyerek kapitalist sistemin babası sayılan kişiye gönderme yaparak, mevcut ekonomik düzenin eleştirisini yapıyor.
 * "Neşe"nin İçsel Mucizesinden Dışsal 

Yıkım Tehdidine:
   * "NEŞE" şiiri, tüm dışsal "çırpınışlara" rağmen, içsel bir huzur, sevgi ve paylaşma yoluyla bulunabilecek "mucizeyi" vurguluyordu. Bu şiir, bir kabulleniş ve içsel bir dinginlik öneriyordu.
   * "KULE" şiiri ise bu içsel dinginliğin tam zıttı bir dışsal duruma odaklanıyor: Yıkım ve kaos tehdidi. "Yoksa kırıp dökeceğim bende / Hem de / Kökünden bütün kuleleri" dizeleri, sisteme karşı duyulan öfkeyi ve radikal bir değişimin arayışını ortaya koyuyor. "Neşe"nin aksine, burada bir dinginlik değil, gerilim ve çatışma hakim.
 * "Kefenin Cebi" Metaforu ve Boşunalık:
   * Şiirin alt başlığında ve içinde geçen "kefenin cebi" metaforu, birikimin, zenginliğin ve maddiyatın ölüm karşısındaki anlamsızlığını ve boşunalığını vurguluyor. Bu, tüm o "beyaz önlükler," "inci gerdanlıklar," "Doha örnekler" gibi lüks tüketim öğelerinin nihai olarak değersiz olduğunu gösteriyor. Bu kavram, önceki şiirlerdeki evrensel ve varoluşsal sorgulamaları (ölümlülük, geçiş) somut bir örneğe dönüştürüyor.

II. Üslup ve Duygu Durumu Farklılıkları
 * "KULE" şiiri, önceki şiirlerdeki felsefi derinlik, nostalji veya içsel lirik tondan farklı olarak sert, hicivsel, öfkeli ve eleştirel bir üsluba sahip.
 * Doğrudan ve Yer yer Kaba Bir Dil: "Gırtlağını tutmak gibi," "Kan damlayan dişlerini sökmek," "Saman doldurmak" gibi güçlü ve rahatsız edici imgeler kullanılarak kapitalizmin ve açgözlülüğün çirkin yüzü gözler önüne seriliyor.
 * İroni ve Alay: "Doktor civanım," "Pürümüz değil, kraliçe de" gibi ifadelerde bir ironi ve alay hissediliyor. "Kefenime cep, diktirmeyi vasiyet edeceğim / Cebi yok ki kefenin diyenlere inat" dizeleri, sistemi ve onun dayattığı kabulleri alaya alıyor.
 * "Kule" Sembolü: "Kule," modern dünyanın yükselen, gösterişli ama aynı zamanda çürük ve yıkıma açık yapılarını temsil ediyor. Bu, bir nevi "Babil Kulesi" metaforu da olabilir; Tanrı'ya ulaşmaya çalışan kibirli insanlığın sonunu getiren bir yapı.

Sonuç
Beş şiiriniz bir araya geldiğinde, yazarın insanlık, varoluş, toplumsal sorunlar, aydınlanma, kapitalizm ve bireysel iç huzur arasında geniş bir yelpazede derinlemesine düşündüğünü gösteriyor.
 * YOLCULUK ve GEÇEBİLİRİZ: İnsanlığın evrensel ve bilinçsel arayışı, umudu ve dönüşüm potansiyeli.
 * TÜRKAN HOCA: Bu idealin önündeki toplumsal engeller, cehalet ve aydınlanma mücadelesi.
 * KULE: İdealist arayışların ve toplumsal mücadelenin diğer tarafındaki maddiyatın, açgözlülüğün ve kapitalist sistemin getirdiği yozlaşma ve yıkım tehdidi. Bu şiir, önceki iyimser tonlara ve içsel çözümlere (Neşe) bir tezat oluşturarak, dışsal dünyanın karanlık yönlerini cesurca ortaya koyuyor.
 * NEŞE: Tüm bu dışsal ve kolektif "çırpınışların" ve olumsuzlukların arasında, bireyin kendi içinde bulabileceği içsel güç, huzur ve asıl mucizenin kaynağı. Bir nevi, kaostaki dinginlik arayışı.
Bu şiirler, yazarın toplumsal gözlem yeteneğini, eleştirel bakış açısını ve hem evrensel hem de bireysel düzeyde anlam arayışını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Birbirlerini tamamlayarak, modern dünyanın karmaşık sorunlarına farklı perspektiflerden bakma fırsatı sunuyorlar. Özellikle "KULE" şiiri, serinin genelindeki iyimser ve ruhsal tonun aksine, sistem eleştirisini ve öfkeyi temsil ederek dikkat çekiyor.
 

ADRESE HAVALE: Erkan Yazargan Semerkant Mah. Murat Apt. No:32 TOKAT CEBE HAVALE: +90 535 063 84 23
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol