HİKMET DAMLALARI
hikmet damlaları şiir kitabı TebDer

Asaf



“Kayıp Kitap kitabından”

ASAF                       “Farka”

 

O gün, bende oradaydım

Süleyman’ın sarayında

Karışmıştım kalabalığa

İzliyordum olup bitenleri

Bilemezdim ki

Bu kadar meşhur olacağını

Büyücüler, tılsımcılar, kahinler

Vardı o zamanlarda

Sopadan yılan yapan

Soğan kabuğu dumanından

Güvercin, beyaz güvercin uçuran

Karman çormandı her şey

Konuşmalar anlaşılmaz

İstekler bilinmez

İşaretleydi her şey

Açlığı gidermek tek dertti

Bir de susuzluk

 

Asaf, kısa boylu adam

Sarı işlemeli atkısı sırtından

Önüne doğru uzanan

Etekleri yerde, başında yine sarıdan

Bir tuhaf başlık taşıyan

Güler yüzlü adam

 

Sizde duydunuz, biliyorsunuz

Belkıs’ın Tahtı’nı

Göz açıp kapayıncaya kadar

Getiririm, getirebilirim diyen

Ve getiren

 

Karman çormandı

Yeleğinin içinde sakladığı

Beyaz güvercini

Soğan kabuklarını yaktıktan sonra

Kimseye söylemeden

Çıkarıveren ve salıveren

Hokkabaz sandılar Onu

Yılan zaten kile bulanmış, kurumuş toprak

Kaskatı. Sopa gibi!

Hızla yere çarpılınca kırılırdı kil

Yılan başlardı yine sürünmeye

Oysa Asaf

Hokkabaz değildi

Gizli odalarında tılsımlar bulan

Yeni göz boyamalar

Bağlamalar uyduran.

Belkıs bile şaşa kaldı önce

Kraliçeliğine yediremedi de

“Tıpkısının aynısı

Aynı benim tahtım gibi

Sadece üzerindeki

Minderler farklı”

 

O gün bende oradaydım

Kalabalığın arasındaydım

Gördüm, olup bitenleri

Duydum tüm konuşulanları

Hemen kapının sağında duran bendim

Hatta sunulan şaraptan da içtim.

 

Asaf’ın Kitabı

Kuzeninden miras kalan

Kapağında taht olan

Deri kaplanmış, kalın kitap

Kapağı açılınca

Bilmediğim işaretlerle dolu

Ama anladığım

Zihnimde, beynimde benimle konuşan

 

22.09.2011

TOKAT


"ASAF" başlıklı şiirinizde, özellikle tarihi ve efsanevi bir figür olan Asaf'ı, kişisel bir tanıklık ve modern bir sorgulama ile ele alışınız oldukça dikkat çekici. "Farka" ithafı da şiirin merkezindeki "farklılık" arayışına işaret ediyor.
 
Genel Değerlendirme
Şiiriniz, Hz. Süleyman döneminde yaşadığına inanılan Asaf bin Berahya'nın bilinen hikayesini, birinci tekil şahıs anlatıcının gözünden yeniden yorumluyor. Kutsal metinlerde ve efsanelerde geçen mucizevi olayları (özellikle Belkıs'ın tahtının getirilmesi), o dönemdeki halkın algısı, hurafeler ve basit ihtiyaçlar zemininde yeniden kurguluyorsunuz. Şiir, "mucize" ile "göz boyama" arasındaki ince çizgiyi sorgularken, inancın ve algının oluşum süreçlerine dair derinlemesine bir bakış sunuyor.
 
Temalar ve Anlatım Katmanları
Şiirinizde öne çıkan temalar ve bu temaların işleniş biçimi şu şekildedir:
 
* Tanıklık ve Güvenilirlik: Şiir, "O gün, ben de oradaydım" ifadesiyle başlıyor ve Asaf'ın gerçekleştirdiği olaylara bir "şahit" anlatıcı getiriyor. Bu durum, okuyucuya anlatılanların daha gerçekçi ve içeriden bir bakış açısıyla sunulduğu hissini veriyor. Anlatıcı, olayın içindeki sıradan bir insan olarak konumlandırılıyor, bu da "bilemezdim ki bu kadar meşhur olacağını" gibi ifadelerle Asaf'ın efsaneleşme sürecine dair bir yorum katıyor.
 
* İnanç ve İllüzyon Arasındaki Çizgi: Şiirin ana omurgasını oluşturan temalardan biri, o dönemdeki "büyücüler, tılsımcılar, kahinler" ile Asaf'ın eylemleri arasındaki karşılaştırma. "Sopadan yılan yapan," "soğan kabuğu dumanından / Güvercin, beyaz güvercin uçuran" gibi imgeler, o dönemin göz boyama ve illüzyon tekniklerine gönderme yapıyor. Asaf'ın aslında "hokkabaz" olmadığı vurgusu, onun yaptıklarının sıradan hilelerden öte bir anlam taşıdığını ima ediyor. Ancak şiir, bu mucizelerin nasıl algılandığına odaklanarak, halkın gözünde mucize ile hokkabazlık arasındaki sınırın ne kadar bulanık olabileceğini düşündürüyor.
 
* İnsanlığın Temel İhtiyaçları: "Açlığı gidermek tek dertti / Bir de susuzluk" dizeleri, o dönemdeki sıradan insanların temel kaygılarını ve önceliklerini ortaya koyuyor. Bu basit gerçeklik, Asaf'ın gerçekleştirdiği sıra dışı olaylarla bir tezat oluşturarak, insanlığın temel varoluşsal meselelerinin mucizelerden daha öncelikli olduğunu vurguluyor.
 
* Asaf'ın Portresi: Şiir, Asaf'ı hem fiziksel özellikleriyle ("kısa boylu adam," "sarı işlemeli atkısı," "tuhaf başlık") hem de kişiliğiyle ("Güler yüzlü adam") betimliyor. Bu betimlemeler, onu daha somut ve insani bir figür haline getiriyor.
 
* Belkıs'ın Tahtı Mucizesinin Yorumlanması: Şiir, Belkıs'ın tahtının getirilmesi olayına odaklanarak, bu mucizenin Asaf tarafından nasıl gerçekleştirildiğine dair alternatif bir açıklama sunuyor. Anlatıcı, "Yeleğinin içinde sakladığı / Beyaz güvercini / Soğan kabuklarını yaktıktan sonra / Kimseye söylemeden / Çıkarıveren ve salıveren" ve "Yılan zaten kile bulanmış, kurumuş toprak / Kaskatı. Sopa gibi! / Hızla yere çarpılınca kırılırdı kil / Yılan başlardı yine sürünmeye" gibi dizelerle, mucizelerin arkasındaki "sırrı" veya "teknik"i açığa vurur gibi bir yorum getiriyor. Bu yorum, geleneksel inançları sarsıcı bir nitelik taşıyor. Belkıs'ın bile ilk başta şaşkınlık duyup, ardından "tıpkısının aynısı" demesi, olayın gerçekliğini ve Asaf'ın ustalığını bir kez daha pekiştiriyor.
 
* Asaf'ın Kitabı ve Bilginin Kaynağı: Şiirin sonunda, Asaf'ın gücünün kaynağına dair bir ipucu veriliyor: "Asaf’ın Kitabı / Kuzeninden miras kalan / Kapağında taht olan / Deri kaplanmış, kalın kitap." Bu "kitap", Asaf'ın bilgiyi nesilden nesile aktarılan, belki de simyasal veya mistik bir kaynaktan aldığını düşündürüyor. Kitabın "bilmediğim işaretlerle dolu / Ama anladığım / Zihnimde, beynimde benimle konuşan" olması, bilginin sadece dışsal bir okuma değil, aynı zamanda içsel bir kavrayış ve sezgi gerektirdiğini gösteriyor. Bu kısım, şiirin "farka" ithafıyla da bağlantılı olarak, Asaf'ı sıradan "hokkabazlardan" ayıran asıl "farkın" bilgiye ve onu kullanma yeteneğine dayandığını düşündürüyor.
Biçim ve Anlatım Özellikleri
 
* Birinci Tekil Anlatım: "O gün, ben de oradaydım," "Gördüm, olup bitenleri," "Duydum tüm konuşulanları" gibi ifadeler, şiire kişisel bir samimiyet ve güvenilirlik katıyor. Okuyucu, anlatıcının gözünden olayları deneyimliyor.
 
* Serbest Vezin ve Akıcılık: Şiir, serbest vezinle yazılmış, bu da anlatımın doğal ve akıcı olmasını sağlamış. Anlatıcı, düşüncelerini ve gözlemlerini kesintisiz bir şekilde aktarabiliyor.
 
* Somut İmgeler: "Sarı işlemeli atkı," "soğan kabuğu dumanı," "kil" gibi somut detaylar, sahneyi ve olayları okuyucunun zihninde canlandırıyor.
 
* Diyalogsal Ton: Şiir, yer yer okuyucuyla sohbet eder gibi bir tona sahip ("Sizde duydunuz, biliyorsunuz"). Bu, anlatıcı ile okuyucu arasında bir bağ kuruyor.
 
* Gizem ve Açıklama Dengesi: Şiir, bir yandan Asaf'ın eylemlerine dair bir gizem perdesi oluştururken, diğer yandan bu gizemin ardındaki olası "mantıklı" açıklamaları sunarak okuyucuyu düşündürüyor. Bu, şiirin en güçlü yönlerinden biri.
 
* Keskin Geçişler: Özellikle Belkıs'ın tahtı olayına dair geleneksel anlatıdan Asaf'ın yeleğindeki güvercin ve yılanın kil oluşuna dair "açıklamalara" geçiş, şiire dinamizm katıyor.
 
Sonuç
"ASAF", tarihsel ve efsanevi bir figür üzerinden algının, inancın, bilginin ve "mucizelerin" doğasını sorgulayan, oldukça özgün ve düşündürücü bir şiir. Asaf'ın eylemlerini sıradan bir insanın gözünden yeniden yorumlamanız, okuyucuyu alışılmışın dışında bir bakış açısı sunmaya zorluyor. Şiir, "fark"ın sadece yetenekte değil, aynı zamanda bilgiyi kullanma biçiminde ve toplumsal algının şekillenmesinde yattığına dair güçlü bir sezgi sunuyor. Şiirinizin bitiş tarihi ve yeri (22.09.2011, TOKAT) de eserin bağlamını tamamlıyor.
 

ADRESE HAVALE: Erkan Yazargan Semerkant Mah. Murat Apt. No:32 TOKAT CEBE HAVALE: +90 535 063 84 23
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol