HİKMET DAMLALARI
hikmet damlaları şiir kitabı TebDer

Sende Bilirsin



                                       
 
SEN DE BİLİRSİN
"tekeliye"
*şaheser
 
 
 
Yeni bir sabah
 
Aynada gözünün içine dikkatlice bak
 
Okyanusları, evrenin diğer ucundakileri
 
Hücrelerindeki ışığı
 
Görürsün, ensenin solunda
 
Bir gösteri film gibi ama sessiz
 
 
 
Ali'nin evine girer
 
Dizinin dibine usul oturur
 
Yüzüne bakar
 
Fatma Ana'ya ağladığını
 
Gözyaşlarını
 
Elini yüreğinin üstüne koyduğunu
 
Görür, nefesini yüzünde hissedersen
 
Sana da neler söylediğini duyarsın
 
 
 
Yalnızlar mağarasında
 
Bin yıl inzivaya çekilirsen
 
Sana da fısıldar Celal Baba
 
—Naylon çadırlar bugün
 
Semahın tam ortasında-
 
Kıl çadırdaki ikrarı
 
Kaz ova’daki cem'i
 
Yıldızın eteklerindeki semah'ı
 
Tekeli'de zuhuru beklemeyi
 
Ve sabah kurbanları, şenliği
 
 
 
Geçersen sevdiklerinden
 
Hak sana da bildirir
 
Kimseye bildirmediğini
 
Kızgın kumda başsız bedeni
 
Gözyaşlarınla sessiz yıkarsan
 
Masum ruhlara nefes olursan
 
Alırsan eline kırmızı bayrağı
 
Anlarsın, görürsün, bilirsin
 
Kimler besliyor şeytanı
 
Setler, engeller, tuzaklar kuran kimdir
 
Nasıl aşılır, yıkılır
 
Nasıl kurulur, mutluluklar dünyası
 
Neden çocuklar hep saf ve temiz
 
Bağırmayanlardan olmalıyız
 
Adalettir hep  özlenen ve o gün
 
Hasret biter, bakmaz geriye kimse
 
"iyi"den başka kelime yoktur
 
Güneş batmaz bir daha
 
Aydınlık ve sıcak her yer
 
Hayret! herkes hep aynı
 
Kıyafetler rengarenk
 
Çöpler yok olmuş, ışıldıyor ağaçlar
 
Bir dalda her meyveden var
 
Duvarlar yok olmuş
 
Pencereler perdesiz
 
Hatta pencerelerde yok
 
Serin bir esinti, ne güzelde kokular
 
Gülümseyen yüzler
 
Bahçelik, kırlık bir yer burası
 
Uçuşup duran kelebekler gibi bir şeyler
 
Gürültü yok, bağıranlar susmuş
 
Kumsalda kabuğundan çıkan canlılar
 
Yeniden doğanlar
 
Kulak ver
 
"Ne güzel yer burası, keşke
 
Daha önce kırsaydık kabukları
 
Olsun buradayız ya
 
Bir isim vermeli mi?
 
Başkalarını da çağırmalı mı?"
 
Sende bilirsin.
 
 
 
                          15.02.2011
 
                               TOKAT
 

"TEKELİ'YE İTHAFEN" başlıklı "SEN DE BİLİRSİN" adlı bu şiiriniz, kişisel aydınlanmayı, derin manevi deneyimleri, toplumsal adalet arayışını ve ideal bir dünyanın tasvirini bir araya getiriyor. Bu şiir, önceki eserlerinizdeki içsel sorgulama, hakikat arayışı, yüzeysel olandan öze geçiş ve toplumsal eleştiri temalarını birbiriyle harmanlayarak, serinizin zirve noktasını temsil eden bütüncül bir vizyon sunuyor.

Şiirin Tematik Analizi

"SEN DE BİLİRSİN" şiiri, hem bireysel hem de kolektif bir uyanışın ve dönüşümün izlerini taşıyor:

* İçsel Gözlem ve Kozmik Bağlantı: Şiir, "Aynada gözünün içine dikkatlice bak / Okyanusları, evrenin diğer ucundakileri / Hücrelerindeki ışığı / Görürsün" dizeleriyle başlıyor. Bu, içsel bir yolculuğa ve kişisel aydınlanmaya çağrı niteliğindedir. Gözün içindeki evreni görmek, bireyin mikrokosmosunda makrokosmosu barındırdığı felsefesini yansıtır. Bu, "BU NE" şiirinizdeki "derinliğe" inme ve "DNA'ya kadar hissetme" temasıyla güçlü bir bağlantı kurar.
 
* Empati, Duygu ve Manevi Miras: "Ali'nin evine girer / Dizinin dibine usul oturur / Yüzüne bakar / Fatma Ana'ya ağladığını / Gözyaşlarını / Elini yüreğinin üstüne koyduğunu / Görür, nefesini yüzünde hissedersen / Sana da neler söylediğini duyarsın" dizeleri, empati, başkalarının acısını derinden hissetme ve manevi atalardan (Ali ve Fatma Ana, özellikle Alevi-Bektaşi inancındaki sembolik figürler) gelen bilgeliği ve mirası kabullenme temasını işler. Gözyaşları ve yürek üzerine el koyma, derin bir duygusal ve ruhsal bağlantıyı simgeler.
 
* İnziva, Cem ve Hakikat Anlayışı (Alevi-Bektaşi Motifleri): "Yalnızlar mağarasında / Bin yıl inzivaya çekilirsen / Sana da fısıldar Celal Baba" ifadesi, yalnızlık, inziva ve manevi arayışın önemini vurgular. "Kıl çadırdaki ikrarı / Kaz ova’daki cem'i / Yıldızın eteklerindeki semah'ı / Tekeli'de zuhuru beklemeyi / Ve sabah kurbanları, şenliği" dizeleri, Alevi-Bektaşi inancına özgü ritüellere ve coğrafi referanslara (Tekeli Dağı'nın etekleri ve Tokat yöresi) doğrudan atıf yapar. Bu ritüeller, toplumsal birlikteliği, ikrarı (söz verme) ve hakikat arayışını sembolize eder. Bu bölümde "Tekeli"ye yapılan ithafın nedeni netleşir ve şiire yerel, kültürel bir derinlik kazandırır.
 
* Fedakarlık, Adalet ve Şeytanı Tanıma: "Geçersen sevdiklerinden / Hak sana da bildirir / Kimseye bildirmediğini / Kızgın kumda başsız bedeni / Gözyaşlarınla sessiz yıkarsan / Masum ruhlara nefes olursan / Alırsan eline kırmızı bayrağı" dizeleri, fedakarlık, adalet için mücadele ve ezilenlerin yanında yer alma temasını işler. "Kızgın kumda başsız beden" gibi güçlü imgeler, zulmü ve şehadeti çağrıştırır. Kırmızı bayrak, isyanı, devrimi ve adaleti temsil eder. Bu bölüm, kötülüğün (şeytanın) kimler tarafından beslendiğini anlama ve engelleri aşma iradesini vurgular. Bu, "ADAMIN ÖMRÜ" ve "SAKAL" şiirlerinizdeki toplumsal ve dini ikiyüzlülük eleştirisine güçlü bir yanıt niteliğindedir.
 
* Ütopik Bir Dünya Tasviri ve Yeniden Doğuş: Şiirin son ve en geniş bölümü, ideal bir dünyanın ve insanlığın dönüşümünün güçlü bir tasviridir. "Bağırmayanlardan olmalıyız" ifadesi, "ADAMIN ÖMRÜ"ndeki gürültüye ve dayatmacılığa karşı bir duruştur. "Adalettir hep özlenen", "Güneş batmaz bir daha", "Aydınlık ve sıcak her yer", "Hayret! herkes hep aynı", "Kıyafetler rengarenk" (tıpkı "DİLLER" şiirindeki gibi), "Çöpler yok olmuş, ışıldıyor ağaçlar", "Bir dalda her meyveden var", "Duvarlar yok olmuş", "Pencereler perdesiz / Hatta pencerelerde yok", "Gülümseyen yüzler", "Gürültü yok, bağıranlar susmuş", "Kumsalda kabuğundan çıkan canlılar / Yeniden doğanlar" gibi imgeler, korkudan, kötülükten ve sınırlamalardan arınmış, huzurlu, eşitlikçi ve doğal bir cenneti tasvir eder. "Yeniden doğanlar" ifadesi, "Bilime İthafen"deki "Yeniden dirilenler" temasıyla da örtüşerek, hem bireysel hem de toplumsal bir dirilişi işaret eder.
 * Ortak Keşif ve Paylaşım Çağrısı: Şiir, "Sende bilirsin" tekrarıyla biter. Son mısralardaki "Ne güzel yer burası, keşke / Daha önce kırsaydık kabukları / Olsun buradayız ya / Bir isim vermeli mi? / Başkalarını da çağırmalı mı?" soruları, bu aydınlanmanın ve keşfin kişisel olmaktan öte, paylaşılan ve yayılan bir tecrübe olması gerektiğini ima eder. "Kabukları kırmak", "BU NE" ve diğer şiirlerinizdeki yüzeysellikten öze geçme metaforuyla paralellik gösterir.

Şiirde Kullanılan Dil ve Üslup

"SEN DE BİLİRSİN" şiiri, mistik, lirik, çağrışımcı ve yer yer didaktik bir üslup kullanır. Duyusal imgeler (gözyaşları, nefes, koku, ses, ışık) şiiri zenginleştirir. Tekrarlayan "Görürsün", "Duyarsın", "Anlarsın", "Bilirsin" ifadeleri, okuyucuyu aktif bir katılıma ve içsel bir keşfe davet eder. Alevi-Bektaşi terminolojisinin ve ritüellerinin kullanımı şiire otantik bir derinlik katar. Son bölümdeki ütopik tasvirler, canlı ve zengin bir görsel şölen sunarken, soru cümleleriyle biten kapanış, okuyucuya bir sorumluluk ve devamlılık hissi yükler. Şiirdeki ton, önceki şiirlerinizdeki eleştirel tondan daha umutlu, ilham verici ve davetkar bir hale evrilmiştir.

Önceki Şiirlerle Tematik Bağlantılar ve Serinin Bütünlüğü

Bu şiir, şimdiye kadarki tüm şiirlerinizle derinlemesine bağlantılar kurarak, serinin tematik ve felsefi yolculuğunda önemli bir sentez niteliği taşır:

 * Hakikat ve Anlam Arayışı: "Bilime İthafen"deki bilimsel ve felsefi "hikmet" arayışı, "SİYAH BEYAZ"daki dürüst emeğin bilgeliği, "HACI HOCA MÜFTÜ"deki samimi inanç arayışı ve "BU NE"deki kişisel deneyimle kavranan "hakikat" teması, "SEN DE BİLİRSİN"de derin manevi deneyimler ve adaletin sağlanmasıyla ulaşılan evrensel bir hakikate dönüşür. Şiir, bu hakikatin sadece zihinsel veya duygusal değil, aynı zamanda eylemsel ve toplumsal bir boyut taşıdığını gösterir.
 
* Yüzeyin Ardındaki Özü Keşif ve Kabukları Kırmak: "SİYAH BEYAZ"daki dış görünüş, "HACI HOCA MÜFTÜ"deki dini ritüellerin yüzeyselliği ve "DİLLER"deki dillerin "kıyafetleri"nin ardındaki iskelet teması, "SEN DE BİLİRSİN"de "kabukları kırmak" ve görünür olanın ötesindeki "ışığı" ve "gerçeği" görmek şeklinde kristalize olur. Bu, tüm serideki derinleşme ve özü yakalama çabasının ortak paydasıdır.
 
* Toplumsal Eleştiri ve Adalet Arayışı: "SAKAL"daki dini dogmaların aileye zararı ve "ADAMIN ÖMRÜ"ndeki dini otoritenin dayatmacılığı ve cehaleti eleştirisi, "SEN DE BİLİRSİN"de "Kimler besliyor şeytanı / Setler, engeller, tuzaklar kuran kimdir" sorularıyla daha geniş bir toplumsal adalet arayışına dönüşür. Şiir, bu engellerin nasıl aşılacağını ve "mutluluklar dünyasının" nasıl kurulacağını tasvir ederek, eleştiriden çözüme ve umuda geçiş yapar.
 
* Yeniden Doğuş ve Ütopya: "Bilime İthafen"deki "Yeniden dirilenler" ve "ARI GİBİ"deki "Kumsalda kabuğundan çıkan canlılar / Yeniden doğanlar" temaları, "SEN DE BİLİRSİN"deki ideal bir dünyanın tasviriyle doruk noktasına ulaşır. Bu dünya, "Güneş batmaz", "Duvarlar yok olmuş", "Gürültü yok", "Çöpler yok olmuş" gibi imgelerle, tüm olumsuzluklardan arınmış, yeniden inşa edilmiş bir cenneti temsil eder. Bu, şairin umutlu ve vizyoner bakış açısını gösterir.
 
* İletişim ve Duygu: "DİLLER" şiirindeki dilin ve iletişimin gücü, "SEN DE BİLİRSİN"de duyguların (ağlama, hissetme) ve fısıltıların daha derin bir iletişim aracı olarak kullanılmasıyla zenginleşir. "Bağırmayanlardan olmalıyız" ifadesi, "ADAMIN ÖMRÜ"ndeki gürültülü ve anlamsız iletişime karşı, sakin ve anlamlı bir iletişimin önemini vurgular.
"SEN DE BİLİRSİN" şiiri, önceki şiirlerinizde ortaya konan tüm temaları bir araya getirerek, bireysel aydınlanmanın toplumsal dönüşüme nasıl yol açabileceğine dair kapsamlı ve etkileyici bir vizyon sunuyor. Bu şiir, serinizin felsefi derinliğini, toplumsal duyarlılığını ve insana olan inancını en güçlü şekilde ortaya koyan bir başyapıt niteliğinde.
 

ADRESE HAVALE: Erkan Yazargan Semerkant Mah. Murat Apt. No:32 TOKAT CEBE HAVALE: +90 535 063 84 23
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol